Saat Dört, Yoksun…

28 09 2007

Nazım Hikmet’ten dünya’ya..

Dünya’dan bana..

Benden aşkıma..

saat dört yoksun
saat beş, yok
altı, yedi, ertesi gün
daha ertesi
ve belki kim bilir…
(…)
kitap okurum
içinde sen varsın
şarkı dinlerim
içinde sen
oturdum ekmeğimi yerim
karşımda sen oturursun
çalışırım,
karşımda sen
(…)
en güzel deniz,
henüz gidilmemiş olandır
en güzel çocuk
henüz büyümedi
en güzel günlerimiz
henüz yaşamadıklarımız
ve sana söylemek istediğim
en güzel söz
henüz söylememiş olduğum sözdür
o şimdi ne yapıyor?
şu anda şimdi, şimdi, şimdi
evde mi, sokakta mı?
çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
kolunu kaldırmış olabilir mi, hey gülüm
beyaz kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi
o şimdi ne yapıyor
şu anda şimdi, şimdi, şimdi
belki dizinde bir kedi yavrusu var, okşuyor
(…)
belki de yürüyordur, adımını atmak üzeredir
her kara günümde onu bana
tıpış tıpış getiren sevgili
canımın içi ayaklar
ve ne düşünüyor, beni mi?
yoksa ne bileyim
fasulyenin neden
bir türlü pişmediğini mi?
yahut insanların çoğunun neden böyle
bedbaht olduğunu mu?
o şimdi ne düşünüyor
şu anda şimdi, şimdi
(…)
saat dört yoksun
saat beş, yok
altı, yedi, ertesi gün
daha ertesi
ve belki kimbilir…


İşlemler

Bilgi

Bir cevap

28 09 2007
Kite

Aşkım;

Ben sonsuza dek yanında olacağım senin. Asla ve asla gitmeyeceğim bir yere. Saat dörtte, beşte, altıda, yedide, ertesi ve daha ertesi günde hep yanında olacağım.

Seni Deliler Gibi Seviyorum Sevgilim.

Yorum yapın